MEME KANSERİNDE AMELİYAT

Aslında bu ameliyat tek bir ameliyat değildir. Memenin kendisine yönelik bir ameliyat ve aynı oturumda kanserin ilk yayıldığı yer kabul edilen koltuk altı lenf düğümlerinin değerlendirildiği/temizlendiği ameliyat. Ancak genelde ikisi bir arada yapıldığı için tek bir ameliyat gibi değerlendirilir.

Bundan 100 sene önce meme kanseri ameliyatında “radikal mastektomi” denilen bir yöntem kullanılıyordu. Bu teknikte meme ile birlikte koltukaltı lenf bezlerinin hepsi ve göğüs duvarındaki pektoralis kasları (göğüs kasları) da alınıyordu. Bu büyük ameliyatın kanser ilerlemesinde pek bir etkisi olmadığı gösterilince ameliyatın genişliği azaltıldı. 50 sene kadar standart ameliyat “modifiye radikal mastektomi” oldu. Bunda da meme ve lenf düğümleri çıkarıldı ancak göğüs kasları korundu. 15 sene öncesine kadar meme kanseri olan hastalarda ağırlıklı olarak bu yöntem kullanılıyordu.

Kanser ilerlemesinde alınan meme dokusunun genişliği tartışması devam ettikçe ve bilgi birikimi arttıkça “meme koruyucu cerrahi”, yani memenin sadece hastalıklı kısmının alınması güncel hale geldi. Uygun hastalarda günümüzdeki temel teknik budur. Ancak bu teknikte de koltukaltı lenf düğümleri için ayrı bir kesiden uygulama gerekmektedir.

Meme koruyucu cerrahi

Özellikle meme kanserinin tek bir alanda olduğu ve tümörün küçük olduğu durumlarda iyi bir seçenektir. Segmentektomi, kadranektomi, lumpektomi gibi adlandırmalar olsa da temel de memenin belirli bir kısmının alınmasını ifade eder. Bu yöntemde hasta memeyi tamamen kaybetme endişesinden ve sonraki kozmetik eksikliğin yaratacağı ruhsal sorunlardan kurtulur.

Çoğunlukla genel anestezi altında yapılır. Meme başı kenarına paralel ya da yatay bir kesi ile deri altına geçilir. İlgili meme kısmını meme kanser kısmına hiç girmeden sağlam doku ile çevreleyecek şekilde çıkartılır. Çıkartılan alanın sınırları işaretlenir ve patolojik değerlendirilmeye gönderilir. Ameliyat sonrasında biriken sıvıyı boşaltmak için dren (vakumlu boru sistemi) konarak deri kapatılır. Hastanede yatış süresi her şey yolunda giderse 1 gündür.

Her ne kadar donmuş kesit (frozen) diye adlandırılan hızlı patolojik değerlendirme bazı durumlarda kullanılsa da sınırların tümörden arınmış olduğu bilgisini ancak kalıcı patolojik değerlendirme birkaç gün sonra verebilir. Bu bilgi çok önemlidir. Çünkü bazen tümör hücreleri ele belirgin şekilde gelmeden mikroskopik düzeyde kanallardan ilerleyebilir. Bu da ancak patoloji değerlendirmesinde çıkar. Eğer sınırda kanser hücresi saptanırsa tekrar ameliyat gerekir.

Meme koruyucu cerrahinin ayrılmaz bir parçası da radyoterapidir. Çünkü kısmi ameliyat sonrası ilgili memede hastalığın tekrar etme olasılığı vardır. Radyoterapi bile uygulansa 10 sene içinde hastalığın memede tekrar etme olasılığı %15 dolayındadır. Ancak bu yineleme hayatta kalma olasılığını (sağkalımı) etkilemez. O dönemde meme alınabilir ya da yine meme koruyucu ameliyat yapılabilir. Yani uygun kanserlerde memenin alınması ile korunması arasında sağkalım açısından fark yoktur.

Bazı hastalarda ve kanser tiplerinde meme koruyucu cerrahi uygun değildir.

Küçük hacimli meme ve büyük tümörde meme korumak uygun olmayabilir. Çünkü alınacak doku çok olduğunda geri kalan meme dokusu kozmetik olarak tatmin edici olmayabilir.

Büyük tümörlerde bazen neoadjuvan (ön destekleyici) kemoterapi ile kanser küçültülebilir. Bu şekilde meme koruyucu ameliyat mümkün olabilir. Ama bu tedavi ameliyattan önce birkaç ay alır. Bu süre içinde beklemek bazı hastalara zor gelebilir. Hatta bu süre içinde çok nadiren tümör küçülmeyebilir.

Meme başı altında yer alan tümörlerde meme korumak uygun değildir. Tümörün merkez istasyon noktası olan meme başı altından kanallar aracılığı ile yayılma riski vardır. Ayrıca meme başı alındıktan sonra kozmetik yetersizlik belirgin olacaktır. Neoadjuvan tedavi bile bunu değiştirmez.

Memede birden çok odağı bulunan tümörlerde de meme korumak mümkün değildir. Bu durum ameliyat öncesi görüntüleme yöntemleriyle (çoğunlukla manyetik rezonans görüntüleme)değerlendirilir. Duktal karsinom in situ ya da lobüler karsinom gibi kanser tiplerinde de çok odak olma olasılığı vardır. Yakın zamana kadar bu tip tümörlerde meme koruyucu cerrahi yapılmıyordu. Ancak günümüzde bu tip tümörlerde yüksek tekrarlama ve sınırda tümör riskleri kabul edilerek geniş sınırlı meme koruyucu cerrahi düşünülebilir.

Hastalarımın yaklaşık %40’ında meme koruyucu cerrahi uygulamaktayım. Geri kalan hastalarda ya tümör meme koruyucu cerrahiye uygun değildir, ya da hasta memesinin tamamının alınmasını istemektedir.

@2019 Tüm hakları saklıdır. www.tarikznursal.com.tr MAIL GİRİŞ